| Kudüs Gezi Notları |
|
"Mescid-i Aksa Garip" 5 Kasım 2008 günü 3 gece, 4 gün sürecek bir geziye çıktık. Nereye mi? Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya. Peygamber Efendimizin Miracının gerçekleştiği Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya gidecek olmam bende bambaşka bir heyecan meydana getirdi...
![]() YAFA TEPESİNDE OSMANLIDAN KALAN TOPLAR ÖNÜNDE Yafa’da 15.000 Müslüman yaşıyormuş. İsrail’in işgal altında bulundurduğu yerlerde ve Filistin topraklarında para birimi olarak şekel kullanılıyor. 100 dolar 365-370 şekel ediyor. Yafa deniz kenarında ve plajları olan tarihi bir şehir. Hava sıcaklığı 20 derece civarında idi. Yafa’da bir şehir turu yaptık. Yafa tepesi Yafa’nın en güzel yeri. Eski Yafa tamamen İslam mimarisine sahip. ![]() SULTAN ABDÜLHAMİT HANIN YAPTIRDIĞI SAAT KULESİ 1970 li yıllarda Çarşı Camiinde İmam Hatiblik yapan Rahmetli Bahri Hoca efendi gibi. Mescid-i Aksa’nın mihrabını sesiyle, sedasıyla vücuduyla gerçekten dolduruyor. ![]() HASAN PAŞA CAMİİ VE KÜLLİYESİ Yahudiler eski Kudüs’te yaşayan Müslümanların evlerini Yahudilere satmaları için zorluyorlarmış. Milyon dolarlarla başlayan fiyatlar teklif ediyorlarmış. Mesela kendisini ziyaret ettiğimiz İmam Buhari’nin torunlarından, Şeyh A. B…..’ye evini ve dergah olarak kullandıkları yeri satması için 13 milyon dolar teklif etmişler. Satmayınca da ağır vergiler koyuyorlarmış. Bütün mesele Küdüs’te Müslüman nüfusu azaltmak ve Kudüs’ün hakimiyetini tamamen ele geçirmek. Belki zorlamaların, belki paranın hatırına veya ağır vergilerden kurtulmak için zaman zaman evini yahudilere satan Müslümanlar da oluyormuş. Ama bunu öğrenen Müslümanlar da evini yahudiye satan Filistinlileri öldürüyorlarmış. KUDÜSYeryüzündeki en eski şehirlerinden biri olan Kudüs, milyonlarca Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan için bir simge, ziyaret edilmesi gereken bir yer, ve kutsal bir mekân. Kentte, peygamberlerin, hükümdarların, ünlü komutanların, yüzyıllardır bıraktığı izleri, bugün de olanca canlılığıyla görmek mümkün. ![]() MESCİD-İ AKSA NIN İMAMI ALİ ABBASİ İLE BİRLİKTE Altın Kapı, Zeytin Dağı’na bakıyor ve Yahudilere göre burası Mesih’in Kudüs’e gireceği kapı, ama kapalı, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle örülmüş. Yafa Kapısı, en çok tanınan ve en fazla kullanılan kapı, Yafa limanı yönünde batıya açılıyor. Yeni Kapı, kuzeyde, Hıristiyan mahallesine doğudan girişi sağlıyor. Şam Kapısı, Müslüman mahallesinin ana girişi. Herod Kapısı, kuzeyde, cephe üzerindeki çiçek motifleri nedeniyle bu adı almış. Aslanlı Kapı, aslanlarla süslü, Saint-Etienne kapısı olarak da anılıyor, doğuya, Eriha’ya açılıyor. Detritus Kapısı, güneyde, Ağlama Duvarına en yakın kapı. Sion ya da Davud Kapısı, Sion tepesinde, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış, El Halil yönünde, güneyde. Çöp kapısı ise şehir çöplerinin çıkarıldığı kapı. ![]() ZEYTİNDAĞINDAN KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA NIN BİR GÖRÜNÜŞÜ Kudüs’te, Duvarın İçinde yaşayanların araçları sarı plakalı, Kudüs dışında, duvarın dışında yaşayan Filistinlilerin araçlarının plakaları ile kimlikleri ise yeşil renkli. Yeşil plakalı araçların ve Filistinlilerin Kudüs’e girişlerinde İsrail Askeri çok zorluk çıkarmaktadır. Herhangi bir olaya karışan Filistinlilerin kimlikleri derhal iptal ediliyormuş.
Allah'ın Kur'an'da çevresini mübarek kıldığını açıkladığı ve Peygamberimiz Hz. Muhammed'e âyetlerini göstermek üzere İsra gecesinde götürdüğü Kudüs, bugün Siyonizm'in işgali altındadır. Siyonist örgütlerin yürüttükleri terör ve katliam hareketleriyle Yahudiler, yürüttükleri soykırım ve zulüm politikalarıyla sayısız müslümanın hayatına son vermekle kalmayarak bir milyonu aşkın müslümanın yurtsuz kalmasına neden olmuşlardır. AĞLAMA DUVARIMescidü'l Aksa'nın doğusunda ikinci Mabet'ten kalan duvarın bir bölümünü oluşturan Ağlama Duvarı, Yahudilerin en kutsal mekanıdır ve Yahudiler bu Ağlama Duvarı’nda ibadet ediyorlar. Ağlama Duvarını ziyaret eden kişilerin da başlarının örtülü olmasını istiyorlar. Yanında başını örtecek takkesi vs. Olmayan kişiler için de kartondan yaptıkları kippaları giydiriyorlar. ![]() Cuma Namazından Sonra Kubbetüssahra Önünde Toplu Halde ERİHA VE EL-HALİL ŞEHRİ ZİYARETLERİKaldığımız otel ile Mescid-i Aksa arası biraz uzaktı. Mescid-i Aksa’ya gitmek için 15 dakika kadar yürümemiz gerekiyordu. Şeytan sabah namazlarını otelin yakınındaki mescidde kılmam için bir hayli zorladı ama neticede galib çıkan ben oldum. Kudüs’te kaldığımız süre içerisinde Sabah namazlarını kılmak için hep Mescid-i Aksa’ya gittik. ![]() Ağlama Duvarı önünde Dua eden Yahudiler Ölü Deniz’den sonra yolumuz dünya tarihinin en eski şehirlerinden olan Eriha’ya doğru gidiyor. Sabah saat 10.00’da Filistin askerinin kontrolünde bulunan Filistin topraklarına girdik. Filistin’de evler umumiyetle 2-3 katlı. Fazla yüksek ve çok katlı binalar çok değil. Eriha’da muz da yetiştiriliyor. Saat 11.15’de Emevi Hükümdarlarından Hişam’ın sarayının önündeyiz. Tabi harabe haline gelmiş. Bir zamanlar ne ihtişamlı hayat sürmüşlerdir bu saraylarda yaşayanlar. Şimdi yerlerinde yeller esiyor ve sarayın yerinde, yıkılmış duvarlar halinde harabeler duruyor. ![]() Lut Gölünün önünde Ebu Mustafa ve Musa ile birlikte (Resûlüm!) De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, daha öncekilerin âkıbetleri nice oldu, görün. Onların çoğu müşrik idi. (Rum, 30/42) Filistinlilerin kontrolünde bulunan Batı Şeria’daki El Halil şehrine hareket ettik. El Halil’e giderken bazı bölgelerde araçların geçtiği yollarla yerleşim merkezleri arasında yüksek duvarlar yapıldığını gördük. Araçlarıyla buradan geçen şoför ve yolcular elleriyle zafer işareti yapmazlarsa Filistinli çocuklar o vasıtalara taş atıyorlarmış. Onun için İsrail yönetimi güvenlik nedeniyle bu yüksek duvarları yapmışlar. El Halil yolunda yer yer üzüm bağları gördük. Yaklaşık bir saatlik yolculuktan sonra El Halil’e vardık. El Halil şehrine gitmemizin ana gayesi Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yakup ve Hz. Yusuf (hepsine selam olsun) Peygamberlerin ve zevcelerinin kabirlerinin bulunduğu Halilürrahman Camiini ziyaret etmek tabi. Şehrin nüfusu 650.000 civarında. Şehir Filistin topraklarında olmasına rağmen şehir içinde İsrail’in askeri karakolları var İsrail askerleri diledikleri zaman girip çıkabiliyorlar. El Halil ve diğer şehirlerdeki Filistinliler kılık kıyafet itibariyle bizler gibi giyiniyorlar. Mahalli, özel bir giysi içinde değiller. Halilürrahman Camiine giderken kurulmuş bulunan bir pazarın içinden geçtik. Halilürrahman Camiine yaklaştığımızda birçok işyerinin kapalı olduğunu gördük. Camiye yaklaştığımızda İsrail askerlerinin kontrolündeki turnikelerden teker teker geçtik. Sonra birkaç adım yürüdükten sonra bu sefer yine elektronik kapılarda, İsrail Askerleri tarafından arandık. Tam camiye girdik derken, cami girişine İsrail askerleri yine postu sermişler, nöbet bekliyorlar. Öğlen namazını Halilürrahman Camiinde kıldık. Camiin iki minaresi Eyyubiler döneminden kalma imiş. 1187’de Selahattin EYYUBİ Kudüs’ü fethettikten sonra burayı da fethetmiş. Camiin minberi de Selahattin Eyyubi tarafından getirtilmiş. Mescid-i Aksa’nın minberi ile El Halil camiinin minberi birbirinin benzeri imiş. Ama Mescid-i Aksa’daki minber daha sonra yanmış. Cemaatin içinde 1994 yılında El Halil Camiinde imamlık yapan Muhammed Cabbar da vardı. Bize 25 Şubat (15 Ramazan) 1994 yılındaki El Halil camiine yapılan baskını anlattı. “Sabah namazında camide yaklaşık 1190 kişi vardı. Hepimiz secde halinde idik. Otomatik silahla tarandık. 300 müslüman yaralandı, 27 müslüman da şehit oldu. Mermileri bitince Müslümanlar Baruh Gold Stayn isimli Yahudi’nin üzerine hücum etti ve yahudiyi öldürdüler. Tabi sonradan İsrailli yetkililer dünya kamuoyunun tepkisini çekmemek için, o yahudinin deli olduğunu ortaya attılar.” Hz. İbrahim ve eşi Sare, Hz. İshak ve eşi Rebecca, Hz. Yakup ve eşi Leia buraya defnedilmişler. Hz. Yusuf’un kabri de vasiyeti üzere Mısır’dan buraya getirtilmiş. Kabiri El Halil Camiinin içinde bulunmaktadır. İkindi namazını kıldıktan sonra camiden ayrıldık. Şehirden ayrılmadan önce cam işlemeciliği ve hediyelik eşya yapan bir atölyeye gittik. Memlekete getirmek üzere birkaç cam eşya aldık. Akşam namazını da burada kıldıktan sonra yol üzerindeki Beytlahim şehrine uğradık. Beytlahim şehrinde Hz. İsa'nın doğduğu mağaranın bulunduğu yere inşa edilen Nativity Kilisesi'ni (Kutsal Doğuş Kilisesini) ziyaret etmek istedik ama kapalı olduğundan içeri giremedik. Kilisenin karşısındaki Hz. Ömer Camii'nde yatsı namazlarımızı kıldık. Namazdan sonra da Kudüs’e geri döndük. Girişte İsrail askeri tarafından otobüsümüzle birlikte yine kontrolden geçerek Kudüs’e girebildik. 07 Kasım 2008 Cuma günü kahvaltıdan sonra, Eski Kudüs Şehri ve çarşılarını gezerek Çile yolundan geçtik. Çile yolu, Hıristiyan inancına göre; Hz. İsa’nın ölüm cezasına çarptırıldığı yerden, asılacağı çarmıhı sırtına alarak öldürüleceği yere kadar gittiği yolları ifade ediyor. Kıyamet Kilisesinin bulunduğu yerde de öldürülmüş. (!) Değişik ülkelerden gelen Hıristiyanlar bu olayı temsili olarak canlandırmak için gruplar halinde, bir çarmıhı sırtlarında taşıyarak ve ilahiler söyleyerek aynı yolları takip edip Kıyamet Kilisesine kadar gidiyorlar. Hıristiyan inancına göre, Hz. İsa burada dirilecek ve Kıyamet kilisesinden kıyama kalkacakmış. Bu kiliseyi Kostantin’in annesi Helana yaptırmış. Cuma namazını kılmak için Mescid-i Aksa’ya geldik. Namazdan önce va’z edildi. Arkasından Kur’an-ı Kerim okundu. Müezzinin Kıratı bizim hafızların okuyuş sitilini andırıyordu. Diğer vakitlerde 7 saf kadar cemaat olsa da Mescid-i Aksa Cuma namazlarında doluyor. Cemaatin çoğunluğunu gençler oluşturuyor. Vakit namazlarında olduğu gibi Kudüslü hanımlar Cuma namazlarına da geliyorlar. Cuma namazını kıldık ve dışarı çıktık. Tura katılan arkadaşlarda toplandıktan sonra Kubbetü’s-Sahra Camine geçtik. İkindi namazını burada kıldık. İkindi namazından sonra Kudüs’te bulunan Nakşi Dergahını ziyaret ettik. A.B.’nin evinin de bulunduğu Nakşi dergahı 400 seneden beri hizmete devam etmekte imiş. A.B., diğer ülkelerden gelen Müslümanların çok az olduğunu belirtti. “Mescid-i Aksa sadece Filistin için, Araplar için değil bütün Müslümanlar için mukaddestir. Mescid-i Aksa Müslümanların ilk Kıblesidir. Onun için Müslümanlar olarak buraya gelin. Kudüs’e gelmek cihad gibidir.” Dedi. A.B.’nin kızı Gazze’de yaşıyormuş. “Gazze’de çok sıkıntı var. Elbise yok, öğrencilerin okul çantası, defteri, kitabı yok, ilaç yok, yiyecek yok, çikolata yok… “ Velhasıl Gazze’de yaşayan Müslümanlar büyük bir sıkıntı içerisinde. Onun için bizler Filistin’de, Kudüs’te ve özellikle Gazze’de yaşayan Müslümanlar için yardım elimizi uzatmalı, imkan dahilinde kurbanlarımızı oraya bağışlamalıyız. 08 Kasım 2008 Cumartesi günü, kahvaltıdan sonra, geceden topladığımız eşyalarımızı da alarak kaldığımız oteli terkediyoruz. Kudüs’deki son günümüz. Otobüse binerek Hz. Meryem’in kabri, tüm milletler kilisesine gittik. Eski Kudüs'te Hz. Davud'un kabrini ve Hz. İsa'nın havarileri ile son akşam yemeğini yediği mekânın ziyaret etttikten sonra artık Kudüs'ten ayrılıyoruz. Güzergahımız Telaviv hava limanı. Yaklaşık 1 saatlik yolculuktan sonra havalimanına geldik. Chekin ve pasaport işlemleri sırasında yine bir sürü soru. Valizlerimizi nerede yerleştirdik, başka birisine bıraktık mı, hediyelik eşyaları nereden aldık vs. Havaalanındaki görevliler pasaportunda Sudan ve Yemen vizesi olan ve sırtına Filistin örtüsünü şal olarak alan bir hanım arkadaşımıza o ülkelere ne için gittiğini sordular. T.C. Devleti tarafından görevli olarak gönderildiğini söyleyince üzerinde fazla durmadılar. Ama kontrollerden geçiş sırasında bir hayli de zorluk çıkardılar. Ayakkabılarını bile çıkarttılar, eşyalarını didik didik ettiler neredeyse. Nihayet Türk Hava Yollarına ait uçağımıza biniyoruz. Ama gönlümüzü Filistin’de, Kudüs’te bırakarak. Elveda Kudüs, elveda Filistin demiyoruz. Tekrar kavuşmak ve görüşmek üzere diyerek saat 19.30'da İstanbul'a doğru uçuyoruz. Saat 21.45’te İstanbul'a vardık. İsrailliler Kudüs’e gelmemizi istemeseler de biz tekrar tekrar gideceğiz inşallah. Cengiz KESİMLİ |